Sunday, January 23, 2005

BASHLANGICH

Amatör bir düşüncenin eseri olan bu sayfada, bazı kişilere, hayatımın bazı kesitlerine rastlayacaksınız.. Size seslenirken ne tür bir yol izlemem gerektiğini düşündüm.. Birkaç farklı yol geldi aklıma.. Bunları maddeler halinde yazmak gerekir, fakat bu günceyi okumanızı daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramaz bu yaptığım.. Bu yüzden alabildiğine kendimce olmaya çalışacağım..

23 Ocak 2005

Doğum günüm..

İki arkadaşımdan doğum günü mesajı aldım.. İkisi de hemcinsim.. Erkek yani.. Bu durumda içinde bulunduğum ruh hali pek de renkli değil haliyle.. Hatta bu arkadaşlarımdan biri, ekşın yapıp 22 Ocak’ı, 23 Ocak’a bağlayan sabahın ilk saatlerini seçince daha bir buruldum.. Eski kız arkadaşlarımın hiçbiri hatırlamadı..

Ben de bugün bir zorlamayla SMS yolunu seçerek onlara hatırlatma ve kutlamalarını sağlama gereğini duydum..

“Bugün benim doğum günüm, hadi kutla..” içerikli mesajı birkaç kişiye yolladım.. Sonuç etkili oldu tabi.. Sağolsunlar öküzlüklerini affettirmek için aradılar sordular kutladılar.. Yazılı bir günlük tutmaya başladım.. Bir iki haftadır sürüyor bu.. Kimi zaman bir cümle, kimi zaman da bir sayfayı geçmiyor yazdıklarım..

Bol bol gezmeye vakit ayırıyorum.. Yeni bir hobi edindim.. Buz pateni.. Güzel bir duygu.. Bunun üzerine doğum günü hediyem de bir in-line skate roller oldu.. Şimdi yaşımı merak edeceksiniz.. Bir skate roller isteyen biri maksimum 15-18 yaş gurubuna dahildir diyeceksiniz.. Yanlıııış... Tam 25 yaşıma bastım.. bir yerimi kırmak için yer arıyorum.. Sporu seviyorum.. Gecikmiş birşeyler yaşadığım yok..

Neyse.. 25 yaşında olan biri neler yapar? Söyliyeyim.. Çalışıyorum.. Memnun olmadığım bir firmada.. Ürün geliştiriyorum.. Konuyu söylersem gülersiniz.. En iyisi gizli kalsın..

Farklı birşeyler arıyorum.. Elif Şafak Bit Palas isimli kitabında şöyle yazmış:

“Dışarıda telaşla kendi kuyruğunu kovalayan zaman, kapıdan içeri girer girmez hantallaşıp yavaşlar ve yaz sıcağında asfalttan ayakkabınızın altına yapışmış pis bir sakız misali gittikçe uzar, çektikçe uzar, çektikçe... Tekrarların en güzel yanı, tanıdık olmalarıdır; onların ortasındayken, kendini bildik bir mekanda, kırk yıllık dostlarının ortasındaymışçasına güvende hisseder insan.”

Tekrarların bir daireye tamamladığını düşünmüş aynı yazar aynı kitabın bir yerlerinde.. Bu daireyi kırmak için buradayım..

Değişiklik, farklılık aradığım şeyler bunlar işte..

Kalın sağlıcakla..

Vapur Posted by Hello

goz Posted by Hello

ben2 Posted by Hello

ben1 Posted by Hello