Saturday, April 16, 2005

050416

there goes my life without any change.. routine is the other name of me... nothing changes... weeks pass like days since a few months.. time speeds up so much.. am I the only guy who realise that?

something is weird... a few days ago (in another sense of week) I talked to my mum about it.. time moves so fast I barely catch it.. but I said `waiting kills me.. I am fed up with this kinda job.. it has been so long that I am in the business of R&D.. for four years.. it comes to me too long...`

mum said `you say ~~so long~~ to four years? look at me.. I am married to that guy for 35 years...`

wow!! what to say? wow!!

time passes to fast..

Wednesday, April 13, 2005

050414

it has been a long time since I entered and split out my feelings allaround in this site.. Recently I controlled whether my blogs have any posts or messages.. and guess what.. One of them has..

She only wrote "better to write your blogs in English" than that is the way it works I think.. Well.. Here is what she demanded..

how to begin, what to write:

wELL.. MAYBE SOME OTHER TIME..

:)

Thursday, February 10, 2005

050210

Bismark'ın kanunlar üzerine söylediği bir söz var: "Kanunlar sosis gibidirler. Onları yapılırken görmek iyi değildir."

Hayatım boyu tanıştığım birlikte olduğum insanlar bana birşeyler öğrettiler.. Ben de onlara tabi ki.. Hangi taraf ne kadar fazla öğrendi, hangi taraf daha az öğretti tartışılır fakat bunca deneyimin sonucu olarak bir harita çiziliyor kalbinize.. Her haritadaki gibi bunda da sınırlar var... Kimi bölgeler daralıyor, kimileri genişliyor.. Bu haritayı çizmeye başlarken hiç sınır yoktu.. Fakat uçlarında gezindiğimiz topraklarda kendimizi ne kadar mutlu hissediyorsak o kadar genişliyor bu sınırlar.. Aksi halde daralıyor.. Tıpkı şu Fantastic Role Play oyunlarındaki gibi bütün haritayı göremiyorsunuz.. İlerlediğiniz vakit etraf belirginleşiyor.. Gerilediğinizde ise karanlıklar hakim oluyor hayatınıza..

Gözde'yi gün geçtikçe unutuyorum.. Bu gece mesaj yollamak istedim.. Fakat numara aklıma gelmedi.. Aklımdan çıkarmak istemiyorum fakat istemeden oluyor.. Ona dair herşeyi evin biryerlerine gizledim.. Numaralarını sildim.. Kötü şeyler olduğu gibi güzel şeyler de yaşadım.. Onunla iken beni karamsar olarak nitelemesini şuna bağlıyorum; Onu kaybetmemek için devamlı düşünüyordum.. Ne yapmam gerektiğini.. Düşünmek yoruyor insanı ve uyutmuyor.. 4 ay boyunca çok az rahat uyuyabildim.. Herşey bitti..

Tufan'ın ağzından ilginç bir söz duymuştum bir zamanlar.. "Arkadaşlar hep senin iyiliğini isterler.. Peki ya sen kendi kötülüğünü istersen? İnsan kendi kötülüğünü de isteyebilir pekala.." Tabi bu kadar edebi çıkmamıştı bu sözler onun ağzından.. Ben bu hale getirdim:)

Neyse diyorum ki ya ben o zamanlar kendi kötülüğümü isteyip bırakmasaydım sevmeyi? Şuan halim niceydi kimbilir? Kanun koymayı pek sevmiyorum... Fakat o kadar kötü şeyler yaşadım ki kanunlar olmadan olmuyor.. Yoksa çok acıtıyor hayat..

Neyse yeni bir hayata başlayacağım çok kısa bir süre sonra.. Neler olacak çok merak ediyorum.. Bakalım daha hangi kanunları koyup hangilerini kaldıracağım?


Thursday, February 03, 2005

050203

„Erschreckt nicht, wenn etwas schief geht. Sonst seid ihr bei der ersten Ohrfeige, die euch das Leben versetzt, groggy.“

Sunday, January 23, 2005

BASHLANGICH

Amatör bir düşüncenin eseri olan bu sayfada, bazı kişilere, hayatımın bazı kesitlerine rastlayacaksınız.. Size seslenirken ne tür bir yol izlemem gerektiğini düşündüm.. Birkaç farklı yol geldi aklıma.. Bunları maddeler halinde yazmak gerekir, fakat bu günceyi okumanızı daha da zorlaştırmaktan başka bir işe yaramaz bu yaptığım.. Bu yüzden alabildiğine kendimce olmaya çalışacağım..

23 Ocak 2005

Doğum günüm..

İki arkadaşımdan doğum günü mesajı aldım.. İkisi de hemcinsim.. Erkek yani.. Bu durumda içinde bulunduğum ruh hali pek de renkli değil haliyle.. Hatta bu arkadaşlarımdan biri, ekşın yapıp 22 Ocak’ı, 23 Ocak’a bağlayan sabahın ilk saatlerini seçince daha bir buruldum.. Eski kız arkadaşlarımın hiçbiri hatırlamadı..

Ben de bugün bir zorlamayla SMS yolunu seçerek onlara hatırlatma ve kutlamalarını sağlama gereğini duydum..

“Bugün benim doğum günüm, hadi kutla..” içerikli mesajı birkaç kişiye yolladım.. Sonuç etkili oldu tabi.. Sağolsunlar öküzlüklerini affettirmek için aradılar sordular kutladılar.. Yazılı bir günlük tutmaya başladım.. Bir iki haftadır sürüyor bu.. Kimi zaman bir cümle, kimi zaman da bir sayfayı geçmiyor yazdıklarım..

Bol bol gezmeye vakit ayırıyorum.. Yeni bir hobi edindim.. Buz pateni.. Güzel bir duygu.. Bunun üzerine doğum günü hediyem de bir in-line skate roller oldu.. Şimdi yaşımı merak edeceksiniz.. Bir skate roller isteyen biri maksimum 15-18 yaş gurubuna dahildir diyeceksiniz.. Yanlıııış... Tam 25 yaşıma bastım.. bir yerimi kırmak için yer arıyorum.. Sporu seviyorum.. Gecikmiş birşeyler yaşadığım yok..

Neyse.. 25 yaşında olan biri neler yapar? Söyliyeyim.. Çalışıyorum.. Memnun olmadığım bir firmada.. Ürün geliştiriyorum.. Konuyu söylersem gülersiniz.. En iyisi gizli kalsın..

Farklı birşeyler arıyorum.. Elif Şafak Bit Palas isimli kitabında şöyle yazmış:

“Dışarıda telaşla kendi kuyruğunu kovalayan zaman, kapıdan içeri girer girmez hantallaşıp yavaşlar ve yaz sıcağında asfalttan ayakkabınızın altına yapışmış pis bir sakız misali gittikçe uzar, çektikçe uzar, çektikçe... Tekrarların en güzel yanı, tanıdık olmalarıdır; onların ortasındayken, kendini bildik bir mekanda, kırk yıllık dostlarının ortasındaymışçasına güvende hisseder insan.”

Tekrarların bir daireye tamamladığını düşünmüş aynı yazar aynı kitabın bir yerlerinde.. Bu daireyi kırmak için buradayım..

Değişiklik, farklılık aradığım şeyler bunlar işte..

Kalın sağlıcakla..

Vapur Posted by Hello

goz Posted by Hello

ben2 Posted by Hello

ben1 Posted by Hello